TTB Merkez Konseyi ve Yüksek Onur Kurulu’ndan Ortak Açıklama: Bağımsız Mesleki Denetim, TTB ve Tabip Odalarının Yasal Sorumluluğudur; Meslek Örgütümüzün Özerkliğini ve Hekim Bağımsızlığını Savunuyoruz!

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kanunu’nun hekimlere yönelik disiplin süreçlerini düzenleyen 39. maddesi, 29 Nisan 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmişti. Kararda, hukuki bir boşluk doğmaması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından dokuz ay içinde yeni bir düzenleme yapılması gerektiği belirtilmişti. 26 Ocak 2026 itibariyle düzenleme yürürlükten kalkmıştı. TTB, bu zaman zarfında bir taslak hazırlayarak Sağlık Bakanlığı ile paylaşmış, karşılıklı öneriler ile son hali verilen metin TBMM’ye iletilmişti.

TTB Merkez Konseyi ve Yüksek Onur Kurulu; 39. maddenin iptal edilmesinin ardından yaşanan hukuki boşluğun giderilmesi için 9 Ekim 2026 günü düzenlediği basın toplantısı ile TBMM’ye çağrı yaptı.

Basın toplantısının açılış konuşmasını yapan TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Naki Bulut; hekimlerin meslek onurunu, güvenliğini, saygınlığını koruma görevi gereği tarih boyunca mesleki etik ilkeler oluşturduğunu, bu ilkelerin uygulanmasını sağlamak için de meslek örgütleri ve disiplin mekanizmaları geliştirdiğini hatırlattı. Türkiye’de TTB’ye ve tabip odalarına ait bu sorumluluğun, Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla ortadan kalktığını ve hukuki bir boşluk doğduğunu belirten Bulut, TBMM’ye bir an önce harekete geçme çağrısı yaptı.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Pınar Saip’in basın açıklamasını okumasının ardından sözler alındı.

TTB Yüksek Onur Kurulu üyesi Dr. Taner Gören; tüm mesleklerde olduğu gibi, hekimlik mesleğinde de etik kurallar doğrultusunda hareket etmenin önemine dikkat çekti ve bu kuralların en temel unsurlarını sıraladı. Neoliberal politikalar doğrultusunda sağlığın metalaştırıldığını, sağlık hizmeti sunumunun ticarileştirildiğini, buna bağlı olarak mesleki etik ihlallerin arttığını vurgulayan Gören, böyle bir dönemde TTB Yüksek Onur Kurulu’nun soruşturması tamamlanmış yüzlerce dosya ile ilgili hiçbir işlem yapamaz hale geldiğini dile getirdi. Gören, “Merkez Konsey ve Yüksek Onur Kurulu olarak; düzenleme üzerine çalıştık, taslağımızı bakanlığa sunduk, TBMM’de yasalaşmasını bekliyoruz. Sesimiz artık duyulsun istiyoruz” dedi.

TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Ali Karakoç; taslak metnin bakanlığa iletilmesi sonrası artık yasama organının görevini yerine getirmesi gerektiğini söyledi ve ekledi: “Toplum yararına etik ilkelerimizi koruyacağımız bir süreci hayata geçirmek için yasamızı istiyoruz!”

TTB Yüksek Onur Kurulu üyesi Dr. Hacer Ayşen Yavru; tıbbi etik ve deontolojik inceleme süreçlerinin hem hekimlerin hakları hem de toplumun sağlığa erişim hakkı için önemine dikkat çekti.

TTB Yüksek Onur Kurulu üyesi Dr. Türkan Günay da TBMM’ye “Yasamızı istiyoruz. Bu yasanın hem toplum sağlığı hem de hekimlerin çalışma özgürlüklerinin sağlanması için çok önemli. TBMM’yi göreve çağırıyoruz” diye konuştu.

Basın toplantısında son sözü alan Dr. Naki Bulut; TTB’nin yanı sıra Türk Dişhekimleri Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ile Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nin de aynı hukuki boşluk sorunu ile karşı karşıya olduğunu aktardı, tüm meslek birlikleri için yasal düzenlemelerin bir an önce yapılmasını istedi.

Basın toplantısında okunan açıklamanın tamamı şöyle:

 

Meslek Örgütümüzün Özerkliğini ve Hekim Bağımsızlığını Savunuyoruz

Türk Tabipleri Birliği ve Tabip Odalarının hekimlik mesleğinin etik kurallarını korumasını ve mesleki ihlalleri değerlendirmesini sağlayan disiplin yetkisi, 29 Ocak 2026 tarihinden bu yana hukuki bir boşlukla karşı karşıyadır.

Bu durum, Anayasa Mahkemesi’nin 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun 39. maddesini iptal etmesiyle ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesi, disiplin suçları ve uygulanacak cezaların kanunda yeterince açık ve öngörülebilir olmamasını iptal gerekçesi olarak belirtmiş, yeni bir düzenleme yapılabilmesi için kararın yürürlüğe girmesini dokuz ay ertelemiştir.

Ancak bu süre içinde gerekli yasal düzenleme yapılmamış ve 29 Ocak 2026 tarihinde 39. madde yürürlükten kalkmıştır.

Bunun somut sonucu, soruşturması tamamlanmış yaklaşık 1.700 dosyanın sonuçlandırılamamasıdır. Bu dosyalar arasında hasta ve hasta yakınlarının başvuruları, Sağlık Bakanlığı ve SGK denetimleri sonucunda gönderilen dosyalar, tıbbi uygulama hatalarına ilişkin dosyalar ve kamuoyunda “yenidoğan skandalı” olarak bilinen süreçle bağlantılı dosyalar da bulunmaktadır.

Bu Boşluk Hastaları, Hekimleri ve Toplumu Etkiliyor

Bu yalnızca teknik bir hukuk sorunu değildir.

Hasta yaşadığı olayın incelenmesini ve varsa sorumluluğun ortaya çıkarılmasını; hakkında iddia bulunan hekim ise sürecin adil ve hukuka uygun biçimde sonuçlandırılmasını beklemektedir.

1 Eylül 2026 itibariyle yaklaşık 1.700 dosyanın sonuçlandırılamaması; hastaların ve hasta yakınlarının başvurularının sonuçsuz kalmasına, hekimlerin haklarındaki iddialarla ilgili belirsizlik içinde bırakılmasına ve mesleki-etik standartların etkili biçimde korunamamasına yol açmaktadır. Zaman geçtikçe bazı dosyaların zamanaşımına uğrama riski de bulunmaktadır.

Disiplin mekanizması yalnızca ceza vermek için yoktur. Meslek etiğini, hasta haklarını ve sağlık hizmetinin niteliğini koruyan bir güvencedir. Biz hekimlerin cezalandırılmasını değil; açık, adil, öngörülebilir ve hukuka uygun bir mesleki denetim mekanizmasının işlemesini savunuyoruz.

Hakkında ciddi bir etik ihlal iddiası bulunan hekim de, haksız bir suçlamayla karşı karşıya kalan hekim de adil bir süreçten yararlanmalıdır.

Çünkü adalet hem hastanın hem hekimin güvencesidir.

Mesele Sadece 39. Madde Değil

Bugünkü tabloyu, meslek örgütlerinin yetki alanlarının zaman içinde daraltılmasıyla birlikte değerlendirmek gerekir.

1983 yılında serbest çalışan hekimlere yönelik üyelik zorunluluğunun değiştirilmesi, 2006 yılında TTB’nin asgari ücret belirleme yetkisinin kaldırılması, 2011 yılında TTB’nin kuruluş amacındaki “tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak” ifadesinin çıkarılması ve 2018 yılında işyeri hekimliği alanındaki bazı yetkilerin kaldırılması bu sürecin önemli aşamalarıdır.

Bu nedenle 39. maddenin yarattığı boşluğu yalnızca teknik bir mevzuat sorunu olarak görmüyoruz. Mesele, meslek örgütünün kendi alanında bağımsız ve etkili biçimde çalışabilmesidir.

Meslek örgütleri gibi özerk, bağımsız uzmanlık temelli mesleki mekanizmalar, kamu yararının ve demokratik hukuk düzeninin güvencelerindendir.

Meslek örgütünün bağımsızlığı hekimin güvencesi; hekimin bağımsızlığı ise hastanın güvencesidir.

Çözüm Bellidir

TTB’nin yetkili kurulları tarafından hukuki boşluğun giderilmesi amacıyla yeni bir yasa taslağı hazırlanmıştır. Taslak, Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile paylaşılmış ve mutabakat sağlanmıştır. TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanvekillerine iletilmiş ve gerekli yasal düzenleme için girişimlerde bulunulmuştur.

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ile yapılan görüşmede de konu gündeme getirilmiş ve hukuki boşluğun giderilmesi talep edilmiştir.

Bütün bu girişimlere rağmen yaklaşık 1.700 dosyanın sonuçlandırılmasının önünde hâlâ hukuki engel bulunması kabul edilemez.

Yapılması gereken, Anayasa Mahkemesi’nin ortaya koyduğu açıklık, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine uygun yeni bir düzenlemeyi gecikmeden hayata geçirmektir.

TBMM’ye Çağrımızdır

Türk Tabipleri Birliği olarak TBMM’yi sorumluluğunu yerine getirmeye çağırıyoruz.

TTB ve tabip odalarının disiplin görevlerini hukuka uygun biçimde yerine getirebilmesini, bekleyen dosyaların sonuçlandırılmasını, hastaların ve hasta yakınlarının hak kaybına uğramamasını, hekimlerin belirsizlik içinde bırakılmamasını ve etik ihlallerin yaptırımsız kalmamasını sağlayacak yasal düzenleme gecikmeksizin yapılmalıdır.

Bu nedenle TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan talep ettiğimiz görüşme randevusunun gecikmeksizin gerçekleştirilmesini bekliyoruz.

Çünkü mesele yalnızca TTB’nin yetkisi değildir.

Mesele hastanın hakkıdır.

Mesele hekimin güvencesidir.

Mesele meslek etiğidir.

Mesele sağlık hizmetinin niteliğidir.

Mesele toplumun sağlık hakkıdır.

Mesele hukuk devletidir.

Türk Tabipleri Birliği olarak hekimlik mesleğinin bağımsızlığını, meslek örgütünün özerkliğini, hasta haklarını ve toplumun sağlık hakkını savunmaya devam edeceğiz.

Meslek örgütünün özerkliği toplumun güvencesidir.

Hekimin bağımsızlığı hastanın güvencesidir.

Etik ve bilimsel standartların korunması kamu yararının güvencesidir.

TBMM’yi hukuki boşluğu daha fazla gecikmeden doldurmaya çağırıyoruz.

Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

İŞYERİ HEKİMLİĞİ ASGARİ SÖZLEŞME ÜCRETLERİ 2026